29 Eylül 2012 Cumartesi


Efendim bu blog artık pek de yeni sayılmaz. Kimse de bana sen kimsin, nesin, necisin diye sormuyor. Ama çok ara verdik, ve yalnız başıma yazıyorum blogda şimdi. Yani ne oldu ne bitti, anlatmak biraz da benim sorumluluğum sanırım. (Gene sordular işte. O yüzden yazıyorum.)

Mel okumaya yurt dışına gitti. Gideli de baya oldu. Ha hayatı boyunca da okuyacak değil ki diyebilirsiniz. Ama inanın bana dönmek hevesinde değil hiç. Türkiye'de ne kimsesi var, ne de çalışabileceği doğru düzgün bir yer. Evet belki ben gayet bencilce onun geri dönmesini isteyebilirim fakat kabul etmeliyim ki onun hayatı artık burada değil.

Reader yok. Şu anda nerededir, ne yapar bilmiyorum. Bilmediğim gibi, pek merak da etmiyorum açıkcası. 

Şimdilik sadece ben varım ve blog ben nereye gitsin istersem oraya gidecek gibi görünüyor.

25 Eylül 2012 Salı

Düğün Meseleleri

Kuzenim evlenecekmiş de efendim... Ben de bir pantolonun içine nasıl sığarım diye düşünüyordum. Bana elbise haram çünkü.

Evlenmeyiversin. Moralim bozuluyor benim. Senin hayatının en mutlu günü bana taa bir hafta önceden sıkıntı vermeye başlıyorsa böyle özgürlük olmaz olsun kardeşim!!

Evlenmeyin evlenmeyin... Daha gençsiniz ulan.... 25 yaşındasın ulan... Hayatına yazık be... Tüüü...

Üç nokta olayını aştım ben bu arada, dört nokta koyuyorum resmen. O sövüşler ÖYLE devam ediyor artık. Hayal gücünüze bırakıyorum.

Elimde bir kirpi var sayın seyirciler. Ortasına basınca vikliyor. İki gündür aynı yerde onunla birlikte ders çalışıyorum. Hayatımda böyle çalıştığımı bilmiyorum ben. Ya da bilinç altında bir yerlere kaymış o zamanlar. Anlayın artık.

Zaten artık bisiklet sezonu da kapanıyor. Naparım, ne ederim bilmiyorum. Kimse de benim bisiklet nutuklarımı dinlemek istemiyor.

Ha bu arada, Caddebostan sahilde fareli şapkayla paten kayan bir mal var ya. O benim.

16 Eylül 2012 Pazar

Kafam dağılıyor sayın insanlar... Fena dağılıyor. Masamın üstündeki "Yüzüklerin Efendisi"ni, "Züklerin Efendisi" diye okudum, iki saattir "Ulan züklerin efendisi ne yaa..." diye düşünüyorum. Bir Paul Weller, bir Rihanna dinliyorum. Çok fena Moleskine defter istiyorum, kimse beni tutamaz, haftaya alıyorum.

Gördüğünüz üzre kafayı yedim. Bisiklet sporu dışında, herhangi bir konu üzerinde 15 saniyeden fazla konuşamaz hale geldim. Konu dağılıyor. Kafam başka yerlere uçuyor sayın okur. Affet.

Yoga mı yapsam... Kahve mi yapsam yoksa... Yoksa "Züklerin Efendisi"ni mi bitirsem artık.

Neyse yaa... Kasmanın manası yok.

Bugün Dünya Bisiklet Şampiyonası, TTT (Team Time Trial), yani takım zamana karşı yarışları vardı. Güzeldi, izledik.

Hiç anlatmıyorum, zaten yorum gelmemesinden bisikletten anlamadığınız anlaşılıyor.


Yahu ulan ben hayatımın ne kadar boş geçtiğinden bahsettiğimde bile daha çok yorum alıyorum, ne tuhaf tuhaf insanlarsınız yaaa.....

10 Eylül 2012 Pazartesi

Europcar Yeşili


Şincik ilk olarak alın size şarkı, dinlersiniz...
İkincisi, ben çok tutarsız bir insanım, bunu fark ettim. En sevdiğim insanlar genelde en çok sövdüklerim oluyor, eh o duvarın arkasına geçebildiğinizde çok da kötü biri değilimdir. Sanırım.

Resmi açıklama yapıyorum şu an, odamda bir kitap daha koyacak yer kalmadı. Hani cidden kalmadı. Bütün düz yüzeyler kitap, defter kaplı. Kitaplığım taşıyor. Masamda iki büklüm test çözüyorum. Ayağımın altından, kafamın üstüne kadar her yer kitap dolu. Ve ben hala nereme kitap alıyorum, büyük merak konusu.

Bisiklet komasına girdim geçen gün. İspanya Turu'nun son etabı, Britanya Turu'nun ilk etabı ve Montreal Grand Prix'si aynı gündü. Sabah oturdum, akşam kalktım. Europcar yeşilini özlemişim resmen, onu fark ettim bir de.

Uçan bıyık... Ehi ehi...

Ahem... Şey, Britanya Turu'nun ilk etabında kaza olmuştu, Cavendish yerde kalmıştı, üzülmüştük. Bu gün de gelemedi ya, üzülüyorum cidden. Ha bir de Bradley Wiggins'in bir bisiklet turunda olması, fakat spot ışıklarının altında olmaması tuhaf geliyor TdF ve olimpiyatlardan sonra. Ha kamera bolca çekti onu, o ayrı bir mesele. 

Favorilerden tanıyoruz...

2 Eylül 2012 Pazar

Birkaç arkadaşın sorularına cevap vermek istiyorum. Ahem...

Lance Armstrong doping yapmış mıdır??
- Belki de yapmıştır. Olabilir. O dönemde derece alan herkese bir doping davası açılmış zaten. Bu kadar dopingli sporcuyu geride bıraktığına göre doping yapmış olması akla da yatkındır. Ama belki de uzaylıdır Lance Armstrong. Belki de Doctor Who'dur.... Kim bilir.

Ben geri mi dönüyorum?? Mel ve Reader nerede??
- Evet ben geri dönüyorum. Mel Rusya'da, seneye yaza dönecek kafasına eserse umarız... Reader ile biz ilişki ve alakalarımızı koparmış bulunuyoruz. Aramıza çok şey, çok şer girdi. Döneceğini sanmıyorum.

Hala eskisi kadar kahve içiyor muyum?? (Arkadaş hatırlamış sağolsun. =D)
- Evet hala içiyorum ama birisi arada bir 30 bardak sallamış kafasından, o kadar değil.

Bir kitaplarım bölümü açar mıyım??
- Olur efenim, siz istediniz de biz yapmadık mı...

**Mail adresimi spiritofcarnage@hotmail.com şeklinde değiştirmeyi deneyeceğim, olursa söylerim.

Alın müzik dinleyin biraz.
Üzüldüm ben.

Search