29 Temmuz 2010 Perşembe

Biz kucukken...

Simdi ben boyle yazdim ya... Cok buyukmusum gibi oldu. Degilim. Hani su sanki insan degilmis gibi "ergen" diye ayrica adlandirdiklari, suratindaki sivilcelere her buldugunu suren takimdanim. Ama harbiden ben kucukken bu kadar kufur etmezdim. Durun bir dakika, cumlem olmasi gerekenden farkli bir anlama da geliyor.
Buradaki kendimden kucuk cocuklari benim o yaslardaki halimle kiyasliyorum da. Biz temiz(!) yetismisiz. Annem sagolsun, buyuk olasilikla bilmiyordum bile o yasta ben bu kufurleri. Ne rahat kufrediyorlar. Ya da gercekten rahat mi kufrediyorlar? Soylediklerinin gercek anlamlarinin farkindalar mi? Duyuldugu anda kulaga ne derece cirkin geldigini bilmiyorlar mi?
Haksizmiyim tiksinmekte? Cok mu geri kafaliyim yoksa? Hic sanmiyorum.

22 Temmuz 2010 Perşembe

Maratonu Kazanmak...

-"With You In My Head"i dinliyorum.
-Yazilarim normalde oldugundan daha halka acik hale gelmeye basladi. Kimse okumuyor, diyordum kendime. Istedigini yaz. Ama simdi goren dikiliyor basima.
-Mail adresimi istedigim yere yazabilirim. Burda da yaziyor ama hala temiz.
-Turkce karakteri olmayan klavyeyle yazilinca cok sacma hallere giren o sozcugu fazlasiyla hissedyorum. (Sikildim!!)
-Iyy!!!

21 Temmuz 2010 Çarşamba

"Computer Room"a varana kadar maraton kosmak...

Ingilizlerin sahillerine denize girmek disinda herhangi her amacla gidebilirsiniz. Biz ellerimizi sicak okyanus suyuna sokmak ve fotograf cekmek icin kullandik. Hic degilse ben oyle yaptim. Bir de fotograflarimi ceken "Semi-Pro Photographer" oldugundan cok hosuma gitti. Belki benim neye benzedigimi gorme sansiniz olur. Tabi bu sans sayilir mi bilemem...

**Domuz eti yedigim icin bana tuhaf bakilmasi cok ilginc. Cidden ilginc insanlarla birlikteyim burada. Cidden cok ilginc...

20 Temmuz 2010 Salı

Karaoke'den kacmak...

Ne yazabilirim ki size... Kendimi bile unutmusken ben. Konusacak birilerine ihtiyacim var. Guvenilecek kimse yok. Bunu ezelden beri biliyordum gerci, ama burada tek kalinca boyle... Aslinda ne kadar yanliz oldugumu anladim. Beni boyle yanliz yapan ben miyim? Oyle galiba... Boyali suratlarin, maskelerin, degersiz kisiliklerin arasinda kaldim. Benim evim saydigim yer boyle degildi. Kabul ediyorum, babam sayesinde klasik yetistirildim. "Sayesinde" diyorum cunku bundan memnunum ben... Klasik kelimesini asla "siradan" anlaminda kullanmadim ben cunku.  Kendi dunyamin disinda ne kadar klasik fakat ne kadar da serbest bir insan oldugumu yeni yeni fark ediyorum. Kendi dunyamdan ilk defa gercekten siyriliyorum ve ilk defa onun bu kadar icine giriyorum. Zaman zaman kendimi disaridan izliyor gibi hissediyorum.

Daha onceleri fark etmedigim seylerin farkina variyorum. Daha dogrusu icimde hep olan sesleri dinleme nezaketini yeni yeni gosteriyorum. Dinleyecek baska kimsem kalmadi sanirim, dinlenilmeye degecek. Kardesimi ozledim. Defalarca ondan yakindim, ona kizdim, bagirdim, lanetler okudum... Ama ondan bir gun ayri olsam kendimi ne kadar rahatsiz edecegimi biliyordum. Simdi bunu kesinlikle soyleyebilirim ki... Asla belli etmesem bile ben ailesine fazlasiyla bagli bir insanim. Evet, ben boyleyim. Acitiyor bu aslinda... Ilk defa bu kadar uzaga gidiyorum onlardan. Fakat son olmayacagini biliyorum. Yanlizlik beni rahatsiz etmiyor gerci, fakat agzimda buruk bir tat birakiyor...

Yapilacaklar listesi:
- Babami ve annemi arayacagim.
- Ispanyollar gelmeden kitabima gomulup transa gececegim.
- Kendi ulkeme doner donmez kardesimin adini dovme yaptiracagim.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Low low low low...

Sesim kesildi sevgili okurlarim. Aslinda kisildi yazacaktim da simdi baktim o da cikmiyor. Tamamen gitti. Ayrica savas gunleri devam edior. Yakinda patates yemekten nisasta komasina girecegiz. Ama... Bu gun kahvaltida domuz etinin ne harika bir olgu oldugunu kesfetmis bulunmaktayim. Ayrica salatalik soslu kuzu etinin ve Japon bifteginin kesinlikle denenmesi gerektigini de listeme ekledim. Ve "Apple Pie" Ondan tatlisi yok...
---
Sinif ogretmenimizin sesi guzelmis. Vay be!..
---
Eve dondugum gun dogum gunume denk geldiginden dolayi hava alanina pasta, cigkofte ve bira getiriyor babam. Hepsini yemeyi planliyorum. Ac gozlunun tekiyim degim mi...

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Maddeleme vol.1

-Gunluk tutmaya basladim.
-Makyajdan nefret etmeme ragmen her gun boyanmaya basladigimi fark ettim.
-Zaten iki gidim bronzlasmistim, buranin kapali havasinda vampir beyazi oldum.
-En sonunda su Arsenal formasini aldim.
-Dunyanin en sirin demliklerinin ve bardaklarinin satildigi yeri buldum.
-Kumarbaz oldum galiba.
-Spor yaparmisin diyen adama "Bilardo spor sayilir mi?" diye sordum... Parmagimi kaldiramam.
-Kizarmis ekmek, bal, kahve standart kahvalti menum oldu.
-Savas zamanlarina donduk... Her yemekte patates yiyoruz.
-Shawty's like a melody in my head...
-Disco Night... Kivrak zenciler... Dans kavrami olmayan Ruslar... Guetta!
-Homesick yerine "Dogsick"... Kopegimi her seyden cok ozledim!! Onunla uyumayi ozledim ben!!
-"On Iki" cok harika bir kitap. Inanilmaz bir tarih kurgusu!
-iPod'umun sarji bitti. Tuh...
-Yazmayi unuttum. Duz yazi bime yazamiyorum. O nedenle maddeledim.
-Bayildim maddeleme isine.
-Sesim kisildi.
-...

Edit: Kerem'e "Tenk Yu!"

15 Temmuz 2010 Perşembe

Nedir Senin Sorunsalin?!

Uyuz bir yazi olabilir, bastan soyleyeyim. Ingiltere'deyim ve bunlarin kilavyesinde bizim harfler yok. Ismim de sekilden sekle girdi zaten. Boyali suratlar, yapmacik neseler ve uc gunluk meskler arasinda bunaldim. Gercekten cok bunaldim ve yanliz kaldim. Ezberleyemediginiz igro telefon numaralari ve acayip insanlariyla Ingiltere. Tounton!! Bir yerde cok sevdigim bir ingilizin bir lafini okumustun. "Bu cok Ingiliz." diyordu. Simdi anladim nedir bu Ingiliz olayi.
(Ac kalmak ve buna ragmen kilo almak cok Ingiliz'dir.)
Gunde iki-uc tane agri kesici almak zorunda kaliyorum. Oyle ki bir dakika icinde ruzgar eser, yagmur yagar, gunes acar, hava kapar... Migrenime, klostrofobime, hafefobime, aksi tavirlarima tamamen ters bir yerde yasiyorum. Hic degilse dakik adamlar su Ingilizler.
(Plavin icine midye ve karides koymak da cok Ingiliz,dir.)
Ozledim, her seyi cok ozledim. Hayatim tepe taklak oldu. Kafamin icinde "Dil Salterleri"m atti. Aglamak, kucuk cocuklar gibi tepinmek istiyorum. Aglamak istiyorum.
Budur benim sorunsalim.
(Ogretmenimizin adi Rob mu?? Ah bu cok Ingiliz!..)

1 Temmuz 2010 Perşembe

!!!

Moralim bozuk. Hem de çok. Sinirliyim. Hem de çok. Sanırım yine bir yanlış anlaşılma ve küçük bir haksızlık yapılıyor bana. Çözülebileceğini umuyorum. Hiç değilse bunu yapanların beni bir dakika olsun dinleyeceğini umuyorum. Emin değilim gerçi, her şey açığa kavuştuğunda da yaptıkları şeyi geri alacaklarına. Hatta beni dinleyeceklerini bile düşünmüyorum. Ama denemekten zarar gelmez. Yani, umarım.

Search