Okula geç kaldığım günlerden birisi yine. Ayaklarımda iki dakikası
kalmış olan minibüse yetişme telaşı. Erken sabahın soğuğunda
hafifçe titriyorum. Ayaklarım hızlanıyor. Mahkeme duvarını da geçtim,
mezar taşı suratlı babasıyla ya da babası olduğunu tahmin etttiğim
adamla yanımdan 5-6 yaşlarında bir kız geçiyor. Kızının gülümsememe
verdiği karşılıktan habersiz adama acıyorum. O anı durdurmak,
o adamı da bu anın içine katmak istiyorum. Çünkü ona acıyorum.
Ama yürümeye devam ediyorum. Yine de o anı durdurmak isterdim.
~*~
Suadiye'den yürümüşüm Bostancı İskelesi'ne kadar. Hava lodosta. Geç
çıkmışım okuldan, en yakın vapur saatini kaçırmamanın telaşıyla hızlı
yürümeme rağmen rüzgar üşütmüş beni. Ellerim ceplerimde.
Plastik çerçeveli, hafif de sallanan bir tarife tabelası var motor iskelesinde.
Üstünde de iki güvercin, sokulmuş birbirine. Grimsi, kabarmış tüyleri.
Durdurası geliyor o anı insanın. Biraz onları izliyorum. Sonra geçiyorum
turnikelerden; biraz buruk bir hüzün, asılı kalıyor havada sanki.
Bilemiyor ne yöne gideceğini, rüzgar uçuramıyor belli.
~*~
Okul servisinde camdan bakınca bir tomar parayı çıkarmış,
saymakta olan bir tır şöförü görebileceğiniz nadir
yerlerden birisidir Türkiye; sanırım...
Suadiye'den yürümüşüm Bostancı İskelesi'ne kadar. Hava lodosta. Geç
çıkmışım okuldan, en yakın vapur saatini kaçırmamanın telaşıyla hızlı
yürümeme rağmen rüzgar üşütmüş beni. Ellerim ceplerimde.
Plastik çerçeveli, hafif de sallanan bir tarife tabelası var motor iskelesinde.
Üstünde de iki güvercin, sokulmuş birbirine. Grimsi, kabarmış tüyleri.
Durdurası geliyor o anı insanın. Biraz onları izliyorum. Sonra geçiyorum
turnikelerden; biraz buruk bir hüzün, asılı kalıyor havada sanki.
Bilemiyor ne yöne gideceğini, rüzgar uçuramıyor belli.
~*~
Okul servisinde camdan bakınca bir tomar parayı çıkarmış,
saymakta olan bir tır şöförü görebileceğiniz nadir
yerlerden birisidir Türkiye; sanırım...
Güncellenecek...
