Neyse; önce abime gittim. Burger King'den sipariş vermekten beş parasız ve 5 kilo fazlayla evde pineklediğini düşünürsünüz değil mi? Pek öyle değildi tabi, o da benim gibi bir çöp. (Ben eskiden çöp değildim, bakmayın.) Ona yemek yaptım, biraz oturduk sonra. Uyduruk bir film izlemekten son anda bulduğumuz maç sayesinde kurtulduk. Pek konuşmadık. Konuşmadan da anlaşabiliyoruz.
Sonra bizim arkadaşlardan ders notlarını aldım. Sevgili ineğimiz ben, başladım... Çalışmaya?? Hayır, fotokopi çekmeye!! O kadar şeyi elde kopya edemem!! 19. yy'yi çoktan geçtik.
En son da çıktım Ruh'un evine geldim. O da bana önce bir fırça çekti, sonra da internetten Reiki yapmayı öğrenip birbirimize evrenin enerjisini aktardık. Gece koşuya çıktık, kendi başımıza lokum yapmaya çalıştık. Şekeri yaktığımızla kaldık malesef.
Aylar sonra, Ruh'un ilk defa gitarını eline aldığını gördüm. Ne çaldığını hatırlayamıyorum, yarı uyuyordum.
Yaşadığımın farkına vardım. Aynı anda dünyanın bir çok yerinde bebekler doğdu, bir çok insan öldü. Sonrası yok. O anda uykuya daldım sanırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder