Size üzerinde çalıştığımız tiyatro oyunundan bahsetmiş miydim? Deli Dumrul. Hikayeyi bilirsiniz; Deli Dumrul Azrail'e kafa tutar ve onu sinirlendirir, Azrail ya senin canın ya da senin için canını verecek birini bulursun der, anası da babası da can vermez ona, vedalaşmaya gittiğinde eşi istemediği halde benim canım sana feda olsun der, Azrail ananın ve babanın canlarını alır ve bütün yılları Dumrul'un ve eşinin hayatın ekler. Oyun biter.
Neyse işte, ben de bu oyunda Azrail oluyorum işte. En büyük, en kapsamlı rollerden biri. Peki neden sinirliyim ben??
Rolümü paylaştırıyorlar. Bölüyorlar, parçalıyorlar, içine ettiler! Aynı anda iki ayrı yerde olamayacağıma göre -daha önce yapılmış onca değişikliğe rağmen- bu sefer senaryoda değişiklik yapmak yerine benim repliklerimi bölüyorlar.
Ve lanet olsun ki biliyorum, o diğer kız benim tek bir kelimem kadar yetenek taşımıyor içinde.
Bütün konsantrasyonumu kaybettim, ve ciddiyetimi. Yoğunlaşamıyorum.
Olmuyor, yapamıyorum.
Alçak gönüllü olduğumu söylerler ya... Herkesin maskesi arada bir kırılır aslında.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder