Son zamanlarda hiçbir şey düşünemediğimi fark ettim. Daha doğrusu yapıcı, yaratıcı düşünceler beni biraz terk etmiş gibi sanki. Gittiğim her yerde iş düşünüyorum. Hangi proje için ne yapsak iyi olur, hangi ödev/test ne araya sıkıştırılır, acaba bu sene bilmemnenin yarışması olur mu, olursa katılır mıyız, sınav haftasına ne kadar kalmış, denemelerle çakışan konferans tarihleri... Hazırlanması gereken tasarımlar, posterler... Kişisel defterlerimde kimya deney demoları ve tepkime formülleri.
Aldığım bir Popular Science, o da bir aydır beni bekliyor ki okuyayım da yenisine yer açılsın.
Tabi bütün bunların içinde bir şeyler yaratmak... Düşüncelerimi toparlayamıyorum, kendi içime dönemiyorum. Artık canım bile yanmıyor.
Eskiden daha az işim yoktu aslında. Ama ben artık umursamadan da hayatını kotaracak mertebeyi geçtim biraz. Hayatımla işe yarar bir şeyler yapabilmek istiyorum. Ve sanırım bu uğurda da bireyselliğimi kurban ettim farkında olmadan.
Gerçi iş bitti çoktan; ok yaydan, kurşun namludan çıktı. Geri dönmek namümkün.
Eğer şimdiki beni ve bundan dört sene önceki beni birleştirebilseydim...
Belki de olması gereken budur. Önce biri, sonra diğeri. Ve en sonunda ikisini de yaşatmanın bir yolunu bulurum.
Sistem benim de beynime girmeyi başardı bu dört sene içinde. Enfeksiyonal bir hastalığa yakalanmış gibi hissediyorum kendimi. Sevmediğim insanlardan birine dönüşüyorum.
Ne dışarıdan harika görünüyor hayatım, ne de ben öyleymiş çabasına devam ediyorum. Kusura bakmayın. 16 sene sustum ben. Artık ağzıma geleni söylüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder