Arkadaşlar bilen bilir, benden ciddi yazı pek çıkmaz. Dalga geçmeyi severim, ama bu sefer olay ciddi.
Cidden ciddi.
Herkes kendince bir şey yapar, ben de stres atmak için akşamları sahilde paten kayıyorum. Yanından geçtiğim bisikletçilere pek dikkat etmem genelde; onlar dikkat çekmek için gidonlarına ışık takar, ben de kafama mavi fareli şapka takıyorum. Maksat yayalar geldiğini fark edebilsin. Fakat dün çok ilginç bir şey oldu, ve ben daha önce dikkatimi çekmeyen bir şeyi, gerçekten tehlikeli bir yoldan fark ettim.
Perşembe günleri, yine sahil yolunda bisiklete binen kalabalık bir grup var. Adeta kendi mini-pelotonlarını kurmuşlar, düşününce hoş ve anlamlı geliyor kalabalık bisiklete binmek, değil mi?
Hafta içi, akşam vakti. Yol, birkaç balık tutan kişi dışında boş. Ben bu grupla tam dönemeçlerden birini dönerken karşılaştım. Normalde benim için hava hoş. Acemi değilim; kenara çekilip, geçip gitmelerini bekleyebilirim.
Şimdi düşünün, yaklaşık yirmi bisikletli. Neredeyse hepsinin gidonunda bir ışık var. Olay buraya kadar iyi, hoş. Fakat arkadaşlar, o yanıp sönen ışıkların bende böyle bir reaksiyona yol açacağını inanın bilmiyordum.
Ben epileptiğim. Belki sara deyince daha iyi anlarsınız. Epileptik insanların beyin hücreleri elektriği normal insanlarınkinden daha hızlı iletiyor. Bazen beyindeki, hadi aşırı yüklenme diyelim, sara nöbeti olarak bilinen, ölümle sonuçlanabilen spazmlara ve bilinç kaybına yol açabiliyor.
İşte o yanıp sönen ışıklar, bir araya geldiğinde beni az kalsın nöbete sokuyordu.
Amacım size kimseyi acındırmak, duygu sömürüsü yapmak değil. Fakat dikkat çeksin diye taktığınız ışıklar, istenmeyen sonuçlara yol açabiliyor. İnanın bana, düz ışıklar da yeterince uyarıyor insanları.
Şanslıydım ki, grupla karşılaştığımda gelen sadece anksiyete atağı oldu. Birkaç kişiyi kıl payı sıyırdığımı hatırlıyorum. Ama çok daha kötüsü olabilirdi. Hastalığı benimkinden daha ileri safhada olan birisi nöbete girebilirdi, arkanızda kalırdı, siz az kalsın çarptığınız adamı unuturdunuz; inanın, o bomboş yolda kimse sesini duyup yardım edemezdi.
Kendim için endişelendiğimden çok, bundan korktum ben dün.
"Flashlight" denen, çok hızlı yanıp sönen ışıkları bisikletinize, hele de grup olarak biniyorsanız, lütfen takmayın. Mümkün mertebe düz ışıklar kullanın. Size hemen yarın gidin yeni ışık alın demem, diyemem. Ama eğer yanıp sönen bir ışığınız varsa, hafifçe yere doğru kırarak kullanın. İnsanların gözünü alması, ya da epileptik kişilerin nöbetlerini tetiklemesi riskini en aza indirmiş olursunuz.
Şu an çok dikkatinizi çekmeyebilir bu yazı. Daha öncelerde benim bisiklet ışıklarına dikkat etmediğim gibi. Belki yarın unutursunuz. Ama yinede, umarım bu yazı gereken mesajı verir.
Kalem kılıçtan keskindir derler. Laf benden çıktı, hadi kalem, şanını lekeletme.
Merhaba ..
YanıtlaSilBen de bisiklet sever /kullanırım
ancak bu belirttiğin ışıkları bu sebeplerden ötürü kullanmıyorum
Hatta bisikletlerini bir merak diskoya çeviren ergen arkadaşlara da şaka yollu takılıyorum
İyi ki yazmışsınız
Arkadaşım merhabalar,
YanıtlaSilMuhtemelen senin gördüğün grup bizlerdik, ancak o ışıkların böyle sonuçlar doğuracağını inan tahmin edemezdik. İlk buluşmada arkadaşlarımı uyaracağım. Bu arada bilgin olsun biz o ışıkları sadece pil ömrü uzasın diye o şekilde kullanıyoruz, tabiki senden değerli değil.
Blog süpermiş bu arada.
Kusura bakmayın, Blogger gelen yorumlar için herhangi bir bildirim yollamadığı ve benim de -çok yorum gelmediğinden- yorumları kontrol etme alışkanlığım olmadığından ancak bir ay sonra cevap verebiliyorum.
SilEvet siz olabilirsiniz, çok çok kalabalıksanız ve 8:40 civarında geçiyorsanız sahilden hele, kesin sizsiniz. =) Kimseden bir şeyler alırken ya da kullanırken oturup da dünyadaki diğer 7 milyar insan hakında düşünmesini beklemiyorum zaten ama asıl hedef kitlem olan gruba ulaşabildiğime sevindim.
Uyarırsanız -ki eminim çoktan yapmışsınızdır- çok sevinirim. Teşekkürler. =)