Alexandre Desplat - The Meadow
Aşk mı küstü bize? Biz mi küstürdük kendimize? Tozlandı kalplerimiz, atmıyor belkide. Heykel gibi duruyorsun yine. Soğuk bir taş parçası kalbin; çivi, çekiç düşlerim. Asit, göz yaşlarım. Aşk, kederim. Tam karşımda duruyorsun, ne kadar uzak. Asırlardır kullanmadığın kelimeler bunlar sevgilim. Düşünmek bile ısıtıyor soğuktan donan ellerimi. Ellerim ceplerimde. Hiçbir soğuk dondurmamıştı yüreğimi bu kadar, hiçbir ateş dağlamamıştı yüreğimi, hiçbir sabah ayazı bu kadar uzun sürmemişti, hiçbir is yakmamıştı gözlerimi... Senin kadar sevgilim. Seninle tanışana kadar, yarım olmak nedir bilmezdim kalbim. Zor sanırdım hayatı; birkaç sayfa yazıyı, birkaç metre yolu, birkaç gün beklemeyi zor sanırdım. Gerçekçi sanırdım kendimi; olmayacak şeyleri istemeyecektim hani. Seni istedim sevgilim. Olmayacağını bile bile istedim. Benim olamayacağını değil, sen zaten benimsin. Hani birisi öldüğünde küçük çocuklara, “O tam şurada.” derler ya. Tam oradasın. Orası neresi, bir ben bulamadım. O küçük çocuklara mı sorsaydım? Onlar bulabildiler belki. Farkındayım sevgilim. Bende büyümüşüm fark etmeden. Unutmuşum yıllar nasıl geçer. Yıllar kendileriyle birlikte neler neler unutturmuşlar bana, bir bilsen. Hayal kurmayı unutmuşum. Sen de uzaklaşmışsın benden. Her köşebaşında seni düşleyen ben, her dönemeçte beni bekleyen sen. Ben dönemeci dönmüşüm sevgilim. Sen arkada kalmışsın. Gerçekçiydim hani. Yüzleşemedim gerçeklerle sevgilim. Kaldıramadı omuzlarım, taşıyamadı kollarım. Oysa kaldıracakları bendim sadece. Ne tüm dünyayı vermişlerdi omuzlarıma, ne de yılların pişmanlığını. Bendim sadece, bir kuru ben. Büyüyemedim sevgilim. İtiraf da edemedim kendime. Hayatımın ilk büyük keşkesini bu kadar erken verdiler ya elime, bir ona yanarım. Bir de sensizliğime. Her sabah gün doğumunu izliyorum vapurun penceresinden, martılar acı çığlıklarını benim için atıyorlar sanki. Sen doğmuyorsun artık güneşle. Aksine her doğan güneşle bir adım daha atıyorum senden uzağa. Hani demiştik ya her güneş bizim diye. Kısmet değilmiş deyip de geçemiyorum işte. En çok ne acıttı biliyor musun sevgilim? Hiç yoktun ya aslında, tüm o bana özel dünyamdan çıkmaya başlayınca peşimde seni de getiremedim ya. İşte ilk defa ağlattın beni o zaman. Büyüyemedim ben sevgilim. Çok özür dilerim. S.C.F.
Yazılarını buradan okumak oldukça keyifli.
YanıtlaSilVideolarını da eklemelisin:D