Hep "güvenli" idi hayatım. Annem üzerime titrerdi, karanlıktan korktuğum için yıllarca onunla yatmama hiç sesini çıkarmadı. Babamsa filimlerdeki babalar gibiydi. İdolüm, koruyucumdu. -du; artık değil. Beni hayata karşı koruyan tüm duvarlardan yıkılan sonuncusu da babam. Bir yanım daha açıkta kaldı şimdi.
Maddi olarak etrafımdaki çoğu yaşıtımın sahip olamadığı şeylere sahip oldum. Manevi olarak da öyle, bir bakımdan hiç değilse. Mükemmel görünen bir çocukluğum oldu, bir bakıma mükemmel de sayabiliriz aslında. Yine de; bir kediye kedi olduğunu hatırlatmakla, kedinin kendisini kaplan sanmasına sebep olmak arasında çok ince bir çizgi varmış. Sonradan kavradım. Kendimi hep kaplan sanmışım. Belki de bu yüzden doğru düzgün bir kedi bile olamadım.
Hatta bunu öylesine ağır öğrendim ki, risk almaktan korkar oldum. Hayatım artık "güvenli" değildi. Her an kırılabilirdim, her tanıştığım yeni kişi kalbimi kırabilirdi. Aldatabilirdi, atlatabilirdi. Anlamazdı, anlayamazdı ki. Anlayamazdı değil mi?
"Yine kaplanlık yapmaya başladın." dedim hep kendime, "Aç kendini dışarıya. Sen bir insansın, akıl akla benzer." Ve nedense hep başa dönmüş buldum kendimi. Yenilmiş ve yıkılmış. Kendine karşı.
Annem başka insanların ne düşüneceğini çok umursardı, hala da umursar. Vapurda koşturamazdınız. Diğer çocuklar yapabilirdi, siz "diğer çocuklar" değildiniz. Okul gezilerine tek gidemezdiniz, başınıza bir şey gelirdi. Arkadaşlarınızın evine misafir olamazdınız, rahatsız olurdu aileleri. Değil mi? Rahatsız olurlardı.
Annem, hayatımı mahfetmiş olabilir. Zihinsel sorunlarıma neden olan çocukluk travmalarımı bana o yaşatmış olabilir. Bir çok konuda ilginç obsesif bozukluklarım olmasının sebebi o olabilir. Onu sevdiğim için mazoşist olabilirim. Bu sizi ilgilendirmez.
Bir sorununuz mu var? Benim var.
Maddi olarak etrafımdaki çoğu yaşıtımın sahip olamadığı şeylere sahip oldum. Manevi olarak da öyle, bir bakımdan hiç değilse. Mükemmel görünen bir çocukluğum oldu, bir bakıma mükemmel de sayabiliriz aslında. Yine de; bir kediye kedi olduğunu hatırlatmakla, kedinin kendisini kaplan sanmasına sebep olmak arasında çok ince bir çizgi varmış. Sonradan kavradım. Kendimi hep kaplan sanmışım. Belki de bu yüzden doğru düzgün bir kedi bile olamadım.
Hatta bunu öylesine ağır öğrendim ki, risk almaktan korkar oldum. Hayatım artık "güvenli" değildi. Her an kırılabilirdim, her tanıştığım yeni kişi kalbimi kırabilirdi. Aldatabilirdi, atlatabilirdi. Anlamazdı, anlayamazdı ki. Anlayamazdı değil mi?
"Yine kaplanlık yapmaya başladın." dedim hep kendime, "Aç kendini dışarıya. Sen bir insansın, akıl akla benzer." Ve nedense hep başa dönmüş buldum kendimi. Yenilmiş ve yıkılmış. Kendine karşı.
Annem başka insanların ne düşüneceğini çok umursardı, hala da umursar. Vapurda koşturamazdınız. Diğer çocuklar yapabilirdi, siz "diğer çocuklar" değildiniz. Okul gezilerine tek gidemezdiniz, başınıza bir şey gelirdi. Arkadaşlarınızın evine misafir olamazdınız, rahatsız olurdu aileleri. Değil mi? Rahatsız olurlardı.
Annem, hayatımı mahfetmiş olabilir. Zihinsel sorunlarıma neden olan çocukluk travmalarımı bana o yaşatmış olabilir. Bir çok konuda ilginç obsesif bozukluklarım olmasının sebebi o olabilir. Onu sevdiğim için mazoşist olabilirim. Bu sizi ilgilendirmez.
Bir sorununuz mu var? Benim var.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder