4 sene bana kardeşimle ne alıp veremediğim olduğunu sordular. Alıp veremediğim bir hayattı.
Kardeşimin doğumunda annemin hiç sancısı olmadı. Suyunun geldiğini de anlamamıştı gece.
Öğle sıralarında karnındaki ağrı -sancı değil ağrı- artmaya başlayınca Kartal Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı.
Operasyon odasından çıkan hemşire annemin rahim duvarlarının bebeğe çok yaklaştığını söyledi.
Annemin kanamasının arttığını söyledi.
Seçim yapmamız gerekebileceğimi söyledi.
Annemi istiyordum; öylesine bencildim ki, tüm suçu küçük bir bebeğe yüklemiştim.
İki yeşil giyisili kadın ellerinde kanlı bezlerle ameliyathaneden çıktıklarında onun annemin kanı olduğunu biliyordum.
Hayatımda kendimi daha aciz ve küçük hissettiğim başka bir an olmadı.
Elimden hiçbir şeyin gelmediği bir andı o.
Operasyon odasından önce annemi çıkardılar. Boynunun altına kadar beyaz bir örtüyle kaplıydı.
Öldüğünü sandığımı hatırlıyorum. Sonrası boşluk.
Uyandığımda beni annemin yanına yatırmışlardı.
Yatağın ayak ucundaki kuvözde minicik bir bebek vardı. Misminicik.
Ağzımdan ilk çıkan kelimeler bunlar oldu, "Küçücük."
Ondan nefret ettiğim için kendimden iğrendim. Bunun için lanetlenebilirdim ve umrumda olmazdı.
Sonra tüm kolunun, başının, bacaklarının bandajda olduğunu fark ettim.
Öfkemin kontrolden öylesine çıktığı başka bir gün olmadı.
Doğumu gerçekleştiren doktoru bulabilseydim, büyük olasılıkla şu anda burda olmazdım.
Küçük kardeşimi boydan boya kesen adam, benim kinimle lanetlenmişti.
3 hafta kadar sonra trafik kazasında öldü.
Kardeşim tarafından lanetlenmemiş olmayı diliyorum, tek isteğim bu.
Ben sadece ona yaklaşmaya korkuyorum.
Ağzım açık baktım.
YanıtlaSilDiyecek lafım yok, G.
Ben de bazen mal gibi bakakalıyorum anılarıma.
YanıtlaSil