Bu benim çöp. Bellidir heralde, çöp işte.... Genelde ağzına kadar dolup da taşana kadar kimse elini sürmez ona. O zaman da annem döker zaten. Ben sadece içini dolduruyorum. Kağıt çöpü değil mi, koku yapmıyor bir şey yapmıyor...
Bu da benim masam.
Üzerinde henüz bütün defter ve kitaplarım
yok ayrıca, o zaman daha karışık oluyor.
Çok sevgili laptopum ve Mantık da
üstünde tabi. Geometri kağıdı da orda ama
göremiyorsunuz siz. Seviyorum geometri.
O fantastik tutkusuna kapıldığım zamanlarda doldu içi.
Artık sağına soluna süs koyuyorum. Kardan adam var, mum var. Aldığım ödüller var. Hatta bilmiyorum seçiliyor mu ama o
kavanozda İngiltere'nin toprağı var...
Bu da benim mantar pano. Timun badge'i yerini almış, fütürist
rozetleri de öyle. Kardeşimin çizdiği salyangoz da orda tabi.
New York University'nin bağlantı adresi var, annemin seneler
önce hediye ettiği kolye... Rüya yaklayıcısı var kenarda, minik
bir şey. Lorca'nın bir şiirinden birkaç dize var altta; benim
çektiğim fotoğraflar falan...
Bu da benim avizem. Aslında avize amaçlı yapılmış olmasa da avizem. Odamdaki en sevdiğim şey hatta. Orjinal bir şey bu. Ayinciler diyorum bu çevresindekilere de. Eski çağda ayin yapan yerlileri hatırlatıyor bana. Hani şu ateşin etrafında dönen tipleri...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder