11 Şubat 2011 Cuma

Sizin için.

İnsanlar ne yaşadıklarının farkında değiller.
Hergün kaç kişinin doğduğunu ve kaç kişinin öldüğünü bilmek isterdim.
Ne yaşadıklarını, ne için yaşadıklarını.
Hayatlarının amacını.
Sanki beni bu hayata bağlayan bir şey yokmuş gibi çünkü.
Baştan ayağa amaçsız...
İnsanlar bunu nasıl yapabiliyor merak ediyorum.
Yani, sonunda her şeyi kaybedeceklerini bilerek yinede çabalamak.
Yok olacaklarını bilerek yok olacak şeyler yaratmak.
Ve mutlu olmak...
Ve ölmekten korkmuyorum.
Hayır. Ne ölümün kendisi ne de sonrası korkutmuyor beni.
Çevremdeki insanlar bana saf sıkıntıymışım gibi bakıyor.
Belki de öyleyim.
Diyorum ya hani, gidecek bir yerim olsa giderdim diye.
Durmazdım bir dakika daha...
Nasıl ölüneceğini bilsem arkama bakmazdım sanırım.
Mutfaktan bir bıçak alıp bileklerimi kesmekten bahsetmiyorum.
Biliyorum, biliyorum... Enine değil boyuna.
Bizim evde bu yöntemle ölecek kadar yalnız kalamazsınız.
Anca daha çok üzersiniz çevrenizdekileri.
Daha çok düşerler üstünüze. Bu sefer hiç ölemezsiniz.
Elimde bir tabanca olsa, işte o zaman ikinciye düşünmezdim belki.
Ve size söylüyorum, kesinlikle bencillikten değil bu ölme isteği.
Sensiz olmaz dese de insanlar, olur çünkü.
Hatta daha iyi olur belki.
Amaçsızca sıkıntı yaratıyorum herkes için.
Ki ölmek de şart değil.
Diyorum ya, gidecek yerim olsa...
Tamı tamına kaybolabileceğim, bir daha bulamasalar.
İnsan unutur. Onlar da unuturlar.
Zaten iki kişiler. Kardeşim küçük daha.
O anlamaz. Anlar da hani, üzmez onu çok.
Çok soracağı, arayacağı biri değilim.

Daha önünde çok yol var diyeceksiniz.
O yolda başına kim bilir neler gelecek...
O yolu yürümeye takatim var mı ki benim?
Hem ulan, sonunu böylesine kesin ve net bildiğim yolu,
ben neden yürüyeyim?
Sizin için.
Siz kendiniz için burada olun da...
İnanın bana, ben kendim için burada değilim.
Hepsi sizin için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Search