23 Nisan 2010 Cuma

We all happy in a way...

Derin yetiştirildim ben. Çok derin. Duygularımla yaşadım uzun bir süre. Aşka inandım. Yalnız ama mutlu bir çocukluk geçirdim. Ailem her an üzerime titrerdi. Annem her şeyimi dinleyebilecek ve tavsiye verebilek harika bir kadındır. Babam ise benim için tam bir öğretmendi. Hayal gücümü hep taktir eden ve kafamın içinden çıkacak her şeyi öğrenmeye hazır bir adamdır. Benim bir kitap kurdu, sinema aşığı olarak yetişmemdeki en büyük pay onundur. Ailem, paraya gereğinden fazla önem vermeyen kişilerdi. Beni de böyle yetiştirdiler. Fakat bir yandan da her yaşımda her şeyin en iyisiyle büyütüldüm. Bir şey alınacaksa en iyisi alınırdı. Ama beni mutlu eden bunlar değildi, peki şimdi ne oldu?


Şimdiden hissedebiliyorum, bir itiraf yazısı olacak bu. Neye dönüştüğümü itiraf edeceğim sizlere. Bir zamanlar kır çiçekleriyle ve orman havasıyla mutlu olabilen ben... 12 yaşımdan beri Cacharel kokuyorum. Günlerden ne olursa olsun, sabah beşte uyanmaktan ve stresten moraran göz altlarımı M.A.C. fondötenle sıvamadan dışarı çıkamıyorum. Eskiden mevsim değişimlerinde tutan migrenim, artık her gün her dakika beni yiyip bitiriyor ve en az 4-5 bardak sert Kolombiya kahvesi olmadan kendime gelemiyorum. Mac'imin başından kalkmıyorum. Sadece müzik dinleyip yazı yazıyorum. İnsansızlaştım. Kimseyle konuşmuyor, kimseyi dinlemiyorum. 

Alışveriş yaparak rahatlıyorum. Eskiden küçümserdim böyle insanları. Aşağılık kompleksleri olduğunu düşünürdüm. Şimdi, artık eminim. İyice çift kişilikli oldum. "Depresyondasın!" diyorum kendime, "Şu haline bak, 14 yaşında ve depresyondasın." Ve sonra kendi kendime inkar ediyorum. Uzun süredir aynaya baktığımda kendimi göremiyorum. Sadece içim değil dışım da değişti. Ve artık eskiye dönemiyorum. "Sen busun artık." diyorum kendime. "Bu senin normal halin."  Ve kimseye anlatmıyorum. Konuşacağınız kimse sizi doğrultmaya çalışmayacak. Daha çok eğilip görünmez olmanızı sağlayacaklar. Tüm o ilaçları bırakırken tek isteğim normal olmaktı. Tekrar uyutulmak istemiyorum. 

Geleceği görebilmeye başladım. Ve hayal kurabiliyorum. Ve dünyanın bana öğretildiği gibi olmadığını fark ediyorum. Para sandığınızdan daha değerli dostlarım. Eğer benim dünyamda yaşıyorsanız. Dünyanızı kotarabilecek kadar dugu yoksa çevrenizde. Kalbin tek görevi vücuda kan pompalamaksa. Ve eğer hala yaşıyorsanız...

Like I've said, "We all happy in a way." That's mine. You know. The show must go on. If you want your mom to be happy, you should live.  




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Search